kuşadası escort çorlu escort izmir escort çerkezköy escort çeşme escort kayseri escort konya escort gaziantep escort fethiye escort bodrum escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Neden Yerli ve Milli Motor Yapamıyoruz? Gerçekler Masallardan Daha Acı

Geçtiğimiz günlerde manşetlerde dikkat çeken bir haber vardı: “Yerli ve milli masalı bitti; meğer üçünün de motoru yokmuş…” Manşette yer alan üçlü ise hepimizin gururla andığı projeler: Kaan savaş uçağı, Altay tankı ve TOGG otomobil.

 

Bu haber ister istemez şu soruyu akıllara getirdi: Neden hâlâ kendi motorumuzu seri şekilde üretemiyoruz?

 

Oysa üretim mühendisliği Türkiye’nin güçlü olduğu alanlardan biri. Ayrıca bahsi geçen teknoloji yeni de değil. İçten yanmalı motorun tarihi 149 yıl öncesine dayanıyor. Nikolaus Otto ve Rudolf Diesel’in geliştirdiği bu teknoloji, o günden bugüne prensipte değişmedi. Hâlâ aynı: Yakıt ve havayı karıştır, sıkıştır, ateşle, patlat.

 

Yani ortada “ulaşılamaz bir sır” yok. Motoru alıp kopyalamak, hatta geliştirmek teknik açıdan mümkün. Peki sorun nerede?

 

Sorun Teknik Değil, Ticari!

 

Bir motor geliştirmek sanıldığı kadar “sadece mühendislik işi” değil. İşin merkezinde ticari ve stratejik kararlar var.

 

Motor ne yakacak? Benzin mi, dizel mi, hibrit mi?

 

Kaç silindirli olacak, ne kadar güç üretecek?

 

Hangi pazarlara hitap edecek?

 

Bu sorulara mühendisler değil, pazarlamacılar cevap veriyor. Çünkü üreteceğiniz motorun başarılı olması, tamamen pazarda alıcı bulup bulmamasına bağlı.

 

Yatırım ve Maliyet Hesapları

 

Henüz tasarım aşamasında bile maliyet kalemleri tek tek çıkarılıyor. En küçük parçasından en karmaşık sistemine kadar “üretelim mi, tedarik mi edelim?” sorusu masaya yatırılıyor.

 

Bir V kayış kasnağını düşünün: Fabrikada mı yapılacak, yoksa dışarıdan mı alınacak? Eğer içeride üretilecekse uygun makineniz var mı? Yoksa yatırım mı yapacaksınız? Bu sorular yüzlerce parçanın her biri için soruluyor.

 

Sonunda ortaya çıkan tablo, sadece mühendisliğe değil, milyarlarca liralık yatırıma bakıyor.

 

En Zor Kısım: Pazarda Ayakta Kalmak

 

Diyelim ki fabrikayı kurdunuz, mühendislik sorunlarını çözdünüz, motoru ürettiniz. İş burada bitmiyor. Asıl mesele, o motorun takıldığı araçları satabilmek.

 

Pazar, acımasız rakiplerle dolu. Siz daha yeni motor çıkarırken rakipleriniz aynı anda daha güçlü, daha ekonomik ve daha çevreci motorları piyasaya sürüyor. Kısacası siz daha nefes almadan, rakipler sizi eskimiş hale getiriyor.

 

Japonya ve Kore Örneği

 

Japonlar ve ardından Koreliler bu yollardan geçti. İlk motorları patladı, yağ yaktı, yollarda kaldı. Ama yılmadılar. Devlet desteğiyle ayakta kaldılar. Uzun yıllar sabrettiler ve sonunda dünya markası oldular.

 

Ama bugün onların karşılaştığı rekabetten çok daha sert bir dünya var. Pazarlar kapılmış durumda. Rekabet daha acımasız, yatırım maliyetleri daha yüksek.

 

 Masal ile Gerçek Arasındaki Uçurum

 

Ağır sanayi devrimini gerçekleştirememiş, ihracatta yüksek teknoloji ürünlerini öne çıkaramamış bir ekonomide, “yerli ve milli motor” söylemleri daha çok bir hayal veya masal gibi kalıyor.

 

Teknik bilgiye sahip olmak yetmiyor. Uzun soluklu devlet desteği, sabır, sermaye ve geniş pazar güvencesi gerekiyor. Bu adımlar atılmadıkça, manşetlerde “yerli motor” haberleri görmeye devam edeceğiz; ama gerçek üretim hep bir başka bahara kalacak.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum